Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından Manisa’da yaptırılan Hafsa Sultan Darüşşifası, yüzyıllar boyunca hem fiziksel hem de ruhsal hastalıkların tedavi edildiği bir merkez olarak hizmet verdi. Günümüzde tıp tarihi müzesi olarak ziyarete açık olan Hafsa Sultan Darüşşifası, Osmanlı Dönemi’ndeki sağlık uygulamalarını gözler önüne seriyor.
Şehzadeler ilçesinde Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından 1522 yılında yapımına başlanan Sultan Camii ve Külliyesi’ne 1539 yılında eklenen darüşşifa, yüzlerce yıl boyunca hastalara şifa dağıttı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi bünyesinde ücretsiz olarak hizmet veren Hafsa Sultan Şifahanesi Tıp Tarihi Müzesi’nde Osmanlı’dan günümüze tıp alanındaki gelişmeler anlatılıyor.
Tıbbi aletlerin sergilendiği müzede, Osmanlı hekimlerinin kullandığı araç gereçler ve el yazması tıp kitapları dikkati çekiyor. Amerika kıtasından Afrika’ya, Uzak Doğu’dan İskandinav ülkelerine kadar dünyanın birçok noktasından gelen ziyaretçiler ile müze yılda yaklaşık 50 bin kişiyi ağırlıyor.

HAFSA SULTAN TAMAMLANDIĞINI GÖREMEDEN VEFAT ETTİ
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Şifahanesi Tıp Tarihi Müzesi Müdürü Doç. Dr. Kadir Adamaz, yapının Hafsa Sultan Külliyesi’nin önemli bir parçası olduğunu belirtip, “Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan tarafından yaptırılan külliyede cami, medrese, sıbyan mektebi, hamam ve darüşşifa yer alıyor. Hafsa Sultan, darüşşifanın tamamlandığını göremeden 1534 yılında vefat ediyor. Oğlu Kanuni Sultan Süleyman ise yapıyı annesi adına tamamlatıyor.” dedi.
Darüşşifanın yalnızca bir hastane değil, aynı zamanda sağlık eğitimi verilen bir merkez olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Adamaz, “Burası ücretsiz sağlık hizmeti verilen bir vakıf kuruluşuydu. Din, dil, ırk ayrımı yapılmadan herkes burada tedavi olabiliyordu. Aynı zamanda medreseden gelen öğrenciler burada hekimlerin yanında yetiştiriliyordu. Haftanın belirli günlerinde teorik dersler alıyor, diğer günlerde uygulamalı eğitim görüyorlardı. Bu yönüyle dönemin tıp fakültesi niteliğini taşıyor. İçerisindeki eczane bölümüyle eczacılar yetiştiriliyor, hasta bakıcıların eğitimiyle de sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu gibi işlev görüyordu. Adeta küçük bir sağlık bilimleri üniversitesi kampüsüydü.” dedi.

CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA AKIL HASTANESİ OLARAK HİZMET VERDİ
Darüşşifada normal hastaların yanı sıra akıl hastalarının da tedavi edildiğini belirten Doç. Dr. Adamaz, “19’uncu yüzyılın ikinci yarısına kadar burada hem fiziksel hem ruhsal hastalıkların tedavisi yapıldı. Hastanelerin kurulmasının ardından normal hastalar başka hastanelere yönlendirilirken, akıl hastalarının tedavisi burada sürdürüldü. Yunan işgali sırasında bina büyük zarar gördü. Cumhuriyet’in ilk yıllarında ise yeniden akıl hastanesi olarak hizmet vermeye başladı. Bugünkü Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nin temeli de aslında bu darüşşifaya dayanıyor.” diye konuştu.

“BURASI İLERİ TIP UYGULAMALARININ YAPILDIĞI ÖNEMLİ MERKEZLERDEN BİRİ”
Müzede dönemin sağlık uygulamalarına dair çok sayıda materyalin yer aldığını söyleyen Doç. Dr. Adamaz, “O dönemde hekimlerin kullandığı cerrahi aletler, tedavi araç gereçleri, el yazması tıp kitapları ve hekimlerin kendi notları sergileniyor. Dağlama yöntemleri, göz hastalıkları tedavileri ve akıl hastalıklarına yönelik uygulamalar hakkında ziyaretçilere bilgiler veriyoruz. Osmanlı Dönemi’nde sağlık hizmetlerinin hangi şartlarda sunulduğunu burada birebir görmek mümkün.” dedi.
Osmanlı Dönemi’nde ileri tıp uygulamalarının yapıldığına dikkat çeken Doç. Dr. Adamaz, “Bugün bile göz hekimi sayısı yeterli görülmezken, o dönemde Manisa’daki darüşşifada görev yapan göz hekimleri vardı. ‘Kehhal’ adı verilen göz hekimleri burada ameliyatlar gerçekleştiriyordu. Heykeller ve canlandırmalarla bunu ziyaretçilere gösteriyoruz. Bu yönüyle burası ileri tıp uygulamalarının yapıldığı önemli merkezlerden biri.” diye konuştu.

DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN İLGİ GÖRÜYOR
Müzenin her yıl yoğun ilgi gördüğünü belirten Doç. Dr. Adamaz, “Yaklaşık 40 ila 50 bin arasında ziyaretçimiz oluyor. Manisa’dan gelenlerin yanı sıra Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve dünyanın birçok ülkesinden ziyaretçiler geliyor. Amerika kıtasından, Afrika’dan, Uzak Doğu’dan, İskandinav ülkelerinden ve Avrupa’dan gelen ziyaretçiler burada Türk-İslam devletleri ve Osmanlı Dönemi’ndeki sağlık hizmetleri hakkında yerinde bilgi sahibi oluyor.” dedi.
Kaynak: DHA