Aydın’ın Kuşadası ilçesinde bulunan Adakule Mağarası ve çevresindeki su altı kovukları, doğal yapısı, renkli mercanları ve çok sayıda deniz canlısıyla yerli ve yabancı dalış tutkunlarına farklı bir deneyim sunuyor.
SU ALTINDAKİ GİZLİ HAZİNE
Aydın’ın Kuşadası ilçesindeki su altı mağara ve kovukları, doğal yapısı ve barındırdığı deniz canlılarıyla yerli ve yabancı dalış tutkunlarının ilgisini çekiyor.
Türkiye’nin önemli turizm noktalarından Kuşadası’nda yaklaşık 35 yıldır tüplü dalış faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Dalış için en gözde noktalar arasında Adakule Mağarası ve çevresindeki kovuklar bulunuyor.

Dalış fenerleriyle girilebilen mağarada sarı mercan, karavida, şeffaf karides, eşkina ve mığrı balığı gibi çeşitli deniz canlılarını gözlemlemek mümkün oluyor.
Mağaranın dar olması ise dalışseverlere adrenalini yüksek bir deneyim sunuyor.
“YERLİ DALGIÇLARIN SAYISINDA GÖZLE GÖRÜLÜR BİR ARTIŞ YAŞANDI”
Dalış eğitmeni Tağmaç Saraçoğlu, yaklaşık 30 yıldır Kuşadası’nda dalış faaliyetleriyle ilgilendiğini söyledi.
Adakule Mağarası’nın bölgenin en popüler dalış noktalarından biri olduğunu belirten Saraçoğlu, burada uzun yıllardır yerli ve yabancı turistlerle dalış gerçekleştirdiklerini kaydetti.




Mağara ve kovuk dalışlarının birbirinden farklı olduğunu anlatan Saraçoğlu, şöyle devam etti:
“Mağara güneş ışığının gelmediği, karanlık ortamın oluştuğu, sadece bu uzmanlık alanında eğitim almış dalgıçların dalış yapabileceği bir dalış disiplini. Burada dalgıçlar sertifikalarıyla beraber profesyonel dalışlar yapabiliyorlar. Burada dalış feneri kullanıp dalış yapmak gerekiyor. Buraya tecrübesi olan kişileri götürebiliyoruz. Bir diğer noktamız da kovuk dalışı. Buraya da güneş ışığının girdiği noktalardan dolayı kovuk dalışı adı veriliyor. Buraya daha az tecrübesi olan dalgıçlar gelip tecrübe kazanabiliyor.”

Karanlık ortam nedeniyle mağaranın duvarlarında farklı türlerde mercanların bulunduğunu aktaran Saraçoğlu, bölgede karavida, küçük şeffaf karides, eşkina ve mığrı gibi zararsız deniz canlılarıyla karşılaşılabildiğini dile getirdi.
Saraçoğlu, dalış faaliyetlerinin azaldığı kış aylarında bölgede zaman zaman Akdeniz fokunun da görüldüğünü aktararak, böyle bir durumda Akdeniz fokunu rahatsız etmemek için kısa sürede bölgeden uzaklaştıklarını, bu konuda büyük hassasiyet gösterdiklerini belirtti.

Bölgede resiflerin de bulunduğunu dile getiren Saraçoğlu, bu alanlarda sıcak su çıkışları, tarihi kalıntılar, taş çapalar, seramik ve amfora parçalarının da görülebildiğini kaydetti. Saraçoğlu, orfoz, akya, ahtapot ve kalamar gibi canlıların da dalgıçlara eşlik ettiğini ifade ederek, av sezonunun başlamasıyla küçük balık sürülerinin balıkçılardan korunmak için kayalık ve resif alanlarında toplanmaya başladığını anlattı.
Kuşadası’na dalış amacıyla yurt içinden ve dışından çok sayıda ziyaretçi geldiğini bildiren Saraçoğlu, “Bu yıl yerli dalgıçların sayısında gözle görülür bir artış yaşandı.” dedi.

“KORKU VE HEYECAN BİRLEŞİNCE DAHA KEYİFLİ OLUYOR”
Dalgıçlardan Feray Göncü de mağaranın kapalı ve dar yapısının kendisinde hem korku hem de heyecan oluşturduğunu söyledi.
Zamanla ortama alıştığını belirten Göncü, “Kapalı bir ortam olduğu için ve çok geniş olmadığı için biraz daha heyecan verici oluyor. Ürkütücü de oluyor ama keyifli.” diye konuştu.




Bulgar dalgıç Christian Dimitrov ise mağarada daha önce görmediği deniz canlılarıyla karşılaştığını ifade etti.
Dalışın, beklentilerinin çok ötesine geçtiğini dile getiren Dimitrov, şunları kaydetti:
“Mağara çok güzeldi. Daha önce görmediğim her türlü canlı vardı. Çeşit çeşit hayvanlar, mercanlar ve her şey çok renkli, çok güzeldi. Gördüğüm, dip taraftan girip yüzeye çıkabildiğiniz tek mağaraydı. Çok ilginç, derin ve her şeyiyle çok güzel. İlk başta dalmak istediğimde böyle bir şey beklemiyordum. Beklentilerimin çok ötesine geçti. Benim için etkileyiciydi. Çok farklı yerlere gittim ama burası harikaydı.”