Özbekistan’da zaman yolculuğu: Tarihi Buhara ve Hive şehirleri ziyaretçilerini büyülüyor

Özbekistan’ın köklü geçmişini günümüze taşıyan Buhara ve Hive şehirleri; medreseleri, dünyaca ünlü alimleri, UNESCO korumasındaki yapıları ve özgün mimarileriyle ziyaretçilerine adeta zamanda yolculuk deneyimi sunuyor.

TARİHİ İLİM ŞEHİRLERİNDE ZAMANDA YOLCULUK

Özbekistan’ın ziyaretçilerine zamanda yolculuk yaptıran tarihi şehirleri Buhara ve Hive, geçmişte üniversite mahiyetinde kapsamlı eğitim veren medreseleri ve Orta Asya’da Rönesans’ı yaşatan ilim insanlarıyla ziyaretçilerini büyülüyor.

19. yüzyılda Çarlık Rusyası’nın hakimiyetine giren Özbekistan, 1991’de SSCB’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazandı. Tarih boyunca birçok işgale ve önemli hanlığa ev sahipliği yapan ülkede, Buhara ve Hive kentleri bu köklü geçmişin en önemli merkezleri arasında yer aldı.

HARİZMİ’DEN İBN-İ SİNA’YA, FERGANİ’DEN İMAM BUHARİ’YE BİRÇOK BİLİM İNSANI BU TOPRAKLARDA DOĞUP BÜYÜDÜ

Harizmi’den İbn-i Sina’ya, Fergani’den İmam Buhari’ye birçok bilim insanı ve alimin doğup büyüdüğü Buhara’da ilk “Rönesans Dönemi” 10. yüzyılda yaşandı ve kültür, ticaret, tıp ve çeşitli alanlarda gelişmeler oldu. Ayrıca, hala aktif medreselerin bulunduğu Buhara’da önde gelen birçok eğitim merkezinde çok sayıda önemli alim öğrenciler yetişti.

BUHARA’NIN ÖNDE GELEN ALİMLERİ

Harezm’de doğan ve Bağdat’ta yaşayan Ebu Cafer Muhammed b. Musa el-Harizmi, matematik, gök bilimi, algoritma ve coğrafya alanlarında çalışan önde gelen isimlerden oldu.

Buhara ise tıp biliminin öncülerinden İbn-i Sina’nın da doğduğu yer olarak biliniyor. Felsefe, tıp, matematik ve astronomi gibi alanlarda çalışmaları bulunan İbn-i Sina’nin “Tıp Prensipleri” adlı eseri, yüz yıllarca tıp eğitiminin temel metni olarak kullanıldı.

Batı’da “Alfraganus” olarak bilinen Ahmed el-Fergani ise Özbekistan’ın Fergana bölgesinde doğdu. En çok “Astronominin Unsurları” kitabıyla bilinen Fergani, astronomi ve astroloji alanlarına büyük katkılarda bulundu.

Buhara’da doğan önemli isimlerin arasında İslam dininin büyük hadis alimi İmam Buhari de yer alıyor. İmam Buhari, hayatının çoğunu seyahat ederek ve Bağdat, Mekke, Medine ve Suriye’de diğer alimlerle çalışarak geçirdi.

BUHARA’NIN “SADIK HALKI”

Dümdüz ve kurak arazinin ortasında kurulan ve toprağına sadık insanların şehri Buhara, tarihi yapısını korumaya devam ediyor. Yaşanan savaşlarda saray kısmının çoğu yok olan Buhara’da özellikle eski şehir kısmı yeni yapıların uzun ve renkli olmasını engelleyen kurallarla orijinalliğini koruyor.

Doğal su kaynağı bulunmayan Buhara’ya su, başka şehirlerden ve dağlardan getiriliyor. Çöl bölgesi olduğu için yer altı sularının kullanılması nedeniyle su daha tuzlu. Geçmişte seramik borularla su getirilmeye çalışılan şehrin halkı, kuraklık yaşansa da toprakları terk etmediği için “toprağa sadık” olarak anılıyor.

BUHARA’DA HALA AKTİF MEDRESE BULUNUYOR

Buhara’da da Özbekistan’ın birçok kentinde olduğu gibi medreseler bulunuyor. Kalan Minaresi de medreselerin yakınında yer alıyor. Öyle ki hala işlevselliğini koruyan ve dini eğitimleri sürdüren Mir-i Arab Medresesi de Kalan Minaresi’nin karşısında varlığını devam ettiriyor.

Kentteki önemli yapıların arasında 9. yüzyılda Samanid Hanedanlığının kurucusu İsmail Samani’nin türbesi de bulunuyor. Türbe, Orta Asya’da 10. yüzyılda inşa edilen ve hala korunan tek yapı olma özelliğini taşıyor.

Samani’nin “Buhara’da kral olduğum sürece Buhara’yı korumak için sur olacağım ve her yıl duvarları tamir etmek zorunda kalmayacaksınız.” ifadelerini kullandığı söyleniyor. O dönemde çokça çatışma yaşanması ve hava şartları nedeniyle surların tamirinin her yıl insan gücü dahil birçok maliyeti oluyordu.

TARİHİ YAŞATAN HİVE

Hive, özellikle eski şehirdeki korunan yapısıyla ziyaretçilerine zamanda yolculuk yapmış gibi hissettiriyor. Özbekistan’da bulunan 12 vilayetin arasında en eskilerden biri Harezm, “güneşli şehir” anlamına geliyor. Harezm’de en eski ve hala yaşamın olduğu şehirlerden biri olan Hive’nin, 1997’de 2 bin 500’üncü yıl dönümü kutlanırken, “en eski şehir” olarak da anılıyor.

Hive şehri, iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılıyor, bu ayrımı da surlar sağlıyor ve 4 ana giriş kapısı bulunuyor. Şehrin iç tarafı, 1990’da Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Dünya Miras Listesi’ne girdi.

İçinde çok fazla mavi ve kahverengi bina bulunuyor. Mavi binalar tarihi ve şu anda 58 tarihi yapı bulunuyor. 58’den 26’sının tamamının medrese olduğu biliniyor.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir