İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yer alan Çinili Camii, Osmanlı klasik dönem mimarisinin önemli örneklerinden biri olarak dikkati çekerken, adını iç mekanındaki zengin çini bezemelerinden alıyor.
BİR KÜLLİYE İÇİNDE İNŞA EDİLDİ
Sultan 1. Ahmed’in eşi, 4. Murad ile Sultan İbrahim’in annesi Kösem Sultan tarafından 17. yüzyılın ilk yarısında yaptırılan ve 1640 yılında tamamlanan cami, bir külliye içerisinde inşa edildi.
Külliye bünyesinde medrese, sıbyan mektebi, tekke ve çeşitli sosyal yapılar yer alırken, yapı Osmanlı’da kadın sultanların hayır eserleri arasında önemli konuma sahip bulunuyor.

MİMARİ ÖZELLİKLERİ
Mimari açıdan tek kubbeli bir plan şemasına sahip olan cami, sade dış görünümüne karşılık iç mekanındaki yoğun süsleme programıyla dikkati çekiyor.
Camide ana mekan ve mihrap dahil zeminden başlayarak üst pencerelere kadar kaplanan çinilerin büyük bölümünü Kütahya’da üretilen eserler oluşturuyor. Sır altı tekniğiyle yapılan, beyaz zemin üzerine mavi, firuze ve yeşil renklerin hakim olduğu çinilerde şakayık, lale ve sümbül motiflerinden oluşan natüralist kompozisyonlar öne çıkıyor.

Mihrabın iki yanından başlayan çini kitabe kuşağı ana mekanı üç yönden dolaşırken, dolaplar ve pencere alınlıklarında yer alan çini panolarda iri harflerle yazılmış ayetler dikkati çekiyor.

Mermer minberin de külahı dahil üst bölümlerine kadar çinilerle kaplı olması ve işçiliği, caminin süsleme programının bütüncül bir anlayışla ele alındığını ortaya koyuyor.
Çinili Cami, klasik Osmanlı cami planını sürdürmekle birlikte, süsleme programı ve külliye düzeniyle dönemin sanat ve mimari anlayışını yansıtan önemli eserlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Bugün mimari özellikleri ve zengin çini bezemeleriyle İstanbul’un önemli tarihi yapıları arasında gösterilen Çinili Cami, Osmanlı döneminde inşa edilen külliyelerin seçkin örnekleri arasında yer alıyor.
“KÜLLİYEYE ADINI VEREN BU CAMİNİN İÇ MEKANINDAKİ ÇİNİLERİ”
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü, Türk ve İslam Sanatı Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Kubilay Arpacı, Çinili Cami’nin mimari yapısını, çifte hamamını ve çinilerini anlattı.

Üsküdar’ın Osmanlı döneminde kadın baniler tarafından öne çıkan bir bölge olduğunu belirten Arpacı, ilçede Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan, Sultan 2. Selim’in eşi Nurbanu Valide Sultan, Sultan 1. Ahmed’in eşi Mahpeyker Kösem Sultan ve Sultan 4. Mehmet’in eşi Emetullah Rabia Gülnüş Sultan’ın külliyeler inşa ettirdiğini söyledi.

Üsküdar’ın doğu yamacında inşa edilen Çinili külliyenin banisinin Mahpeyker Kösem Sultan olduğunu belirten Arpacı, “Külliye 1640 yılında tamamlanıyor ve mimarının o dönemin baş mimarı Kasım Ağa olduğu düşünülüyor. Külliye cami, medrese, sıbyan mektebi, çeşme, sebil ve çift hamamdan oluşuyor.” dedi.

Arpacı, külliyenin odak noktasının cami olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Külliyenin birimleri topografyadan ötürü dağınık biçimde yerleştiriliyor. Bu anlayış 17. yüzyıl Osmanlı mimarisinde yaygın görünen bir durum. Külliyenin odak noktasını oluşturan cami esasen mütevazı ölçülerde. Kareye yakın dikdörtgen planlı olan yapı, merkezi kubbeyle örtülü ve etrafında son cemaat revakı var. Ancak külliyeye adını veren de bu caminin iç mekanındaki çinileri. Çiniler, Kütahya üretimli ve kompozisyon olarak nebati motifler hakim.”

Çinilerde zemin üzerine mavi, firuze ve yeşil renklerin kullanıldığını, kompozisyon olarak ise nebati motiflerin hakim olduğunu anlatan Arpacı, yine iç kısımda Fetih suresinden oluşan bir kitabe kuşağının yer aldığını, bunun da Osmanlı mimarisi açısından önemli detay olduğunu dile getirdi.

Caminin çinileri açısından bir karşılaştırma yapıldığında, yaygın çini kullanımının klasik Osmanlı mimarisinde Rüstem Paşa Camisi’nde görüldüğünü aktaran Arpacı, “Çinili külliye arazi şartlarından ötürü dağınık şekilde kurgulanmış ve burada topografyadan dolayı birimler farklı yerlere yerleştirilmiş. Çinili Cami, L biçimli medreseyle aynı avluyu paylaşıyor ve cami kareye yakın, dikdörtgen planlı, kubbe ile örtülü ve görünüm itibarıyla mütevazi bir yapı. Dikkat çekici bir örnek olarak caminin içinde ahşaptan yapılmış bir kadın mahfili var. Bunu, Mahpeyker Kösem Sultan istiyor.” diye konuştu.

Arpacı, Kösem Sultan’ın 6 Osmanlı padişahının saltanatını gördüğünü, bu bağlamda Osmanlı’da daha çok siyasi yönden otoriter olarak ön plana çıkan bir figür ve hayırsever bir kadın olduğunu söyledi.

Külliyenin hamamının çifte hamam olarak tasarlandığını kaydeden Arpacı, çifte hamamın kadın ve erkekler için ayrı tasarlanan hamam binası olarak ifade edilebileceğini, yine bu hamamda çinilerin ön plana çıktığını ve son zamanlarda bunların restorasyon gördüğünü sözlerine ekledi.
Kaynak: AA