Kerimoğlu Eyüp Efe’nin 125 yıllık hüzünlü öyküsü müze evde anlatılıyor

Ege bölgesinin en çok bilinen zeybeklerinden biri olan Kerimoğlu Eyüp Efe’nin hüzünlü hikayesi, Muğla’nın Menteşe ilçesinde hayata geçirilen Kerimoğlu Türküsü Evi ile anlatılıyor.

Muğla’nın geleneksel mimari özelliklerini yansıtan ve Kerimoğlu Eyüp’ün 1901’de vurulduğu ev, 2019’da gerçekleştirilen restorasyonun ardından korunan tarihi dokusu ve hüzünlü hikayesiyle ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Efe kültürünün izlerini taşıyan ahşap mimarisi, dönem eşyaları ve kostümleriyle korunan yapı, bölge kültür turizminin önemli duraklarından biri olarak öne çıkıyor.

KERİMOĞLU EYÜP EFE’NİN VURULDUĞU EV

Kerimoğlu Eyüp Efe’nin vurularak hayatını kaybettiği Kerimoğlu Türküsü Evi’nde, dönemin yaşamına ilişkin birçok ayrıntı dikkati çekiyor.

Müze evde, Kerimoğlu Eyüp’e ait olduğu belirtilen kıyafetlerin yanı sıra körüklü çizmeler, tarihi silahlar ve dönemin yaşam tarzını yansıtan çeşitli eşyalar sergileniyor.

Ziyaretçiler burayı gezerken, mekanın tarihi atmosferine uygun olarak Kerimoğlu Türküsü ve zeybek havaları da çalınıyor.

Evin kapısında olaydan kaldığı belirtilen mermi izleri bugün de korunurken, tek odalı yapının iç düzeninde kıl yaygılar üzerine yerleştirilen oturma grupları yer alıyor. Dönemde kullanıldığı belirtilen tek kırma tüfek ise duvarda sergileniyor.

Ziyaretçiler, Muğla’nın kültürel simgelerinden Kerimoğlu Zeybeği’nin doğduğu hikayenin geçtiği mekanı görme fırsatı buluyor.

“KÜLTÜREL BELLEK YENİ NESİLLERE AKTARILIYOR”

Muğla Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı’nda görevli sanat tarihçisi Nacide Öter, Kerimoğlu Türküsü Evi’nin kültürel belleğin korunması açısından önemli olduğunu söyledi.

Evin bir saray ya da köşk olmadığını, Muğla’nın yöresel ve kırsal mimari dokusuyla uyumlu bir yapı olduğunu belirten Öter, mekanın önemini yaşanmış bir hikayeye ev sahipliği yapmasından aldığını ifade etti.

Öter, “Ziyaretçi buraya geldiği zaman sadece geçmişte bir ailenin yaşadığı bir evi görmekten ziyade aynı zamanda hem o türküye hem de yaşanmış olaya gidiyor. Böylece kültürel bellek devamlı olarak aktarılıyor.” diye konuştu.

Kültür turizmine kazandırılan evin Hacettepe Üniversitesinin Balkan ve Anadolu Türküleri ve Mekansal Analizleri üzerine yaptığı çalışmada da yer bulduğunu belirten Öter, turizme hizmet ederken kültürel belleğin de gelecek kuşaklara aktarıldığını vurguladı.

Öter, Muğla’da benzer şekilde Ormancı Türküsü’nün hikayesinin geçtiği Belen Kahvesi’nin de kültür turizmi açısından önemli bir durak olduğunu vurguladı.

“TÜRKÜ ASLINDA BİR AĞIT”

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde turist rehberi olarak görev yapan Rıza Öztürk ise Kerimoğlu Eyüp’ün hayatını kaybetmesine neden olan olayın 1900’lü yılların başında yaşandığını anlattı.

Kerimoğlu Türküsü’nün aslında bir ağıt olduğunu belirten Öztürk, eserin zaman içerisinde birçok sanatçı tarafından zeybek formunda seslendirildiğini ve düğünlerde oynanan Kerimoğlu Zeybeği olarak bugüne ulaştığını ifade etti.

Öztürk, evin özellikle yerli turistlerin ilgisini çektiğini belirterek, “İçerideki eşyalar orijinal olarak burada, o dönemden kalma eşyalar. Müzede de yine bu bölgeden toplanan etnografik eserler sergileniyor. Gelen ziyaretçiler hem hikayenin geçtiği evi görüyor hem de müzedeki eserleri inceleyip burada fotoğraf çekebiliyor.” diye konuştu.

Aydın’dan ailesiyle Kerimoğlu Türküsü Evi’ni ziyaret eden Eda Dobur da yıllardır düğünlerde oynanan zeybeğin hikayesini merak ettiklerini dile getirerek, “Bizzat yaşanan olayın nerede ve nasıl gerçekleştiğini görmek istiyorduk. Üzücü bir hikaye olsa da burayı görmek bizim için iyi oldu. Herkese tavsiye ederim.” dedi.

KERİMOĞLU EYÜP’ÜN HÜZÜNLÜ HİKAYESİ

Kerimoğlu Eyüp’ün hikayesi, 1901’de Muğla’nın Pisi’sinde, bugünkü Yeşilyurt Mahallesi’nde yaşanan bir olayla başladı.

Bir düğünde çıkan kavganın ardından aranan Eyüp, bir zaptiyeyi öldürmesinin ardından dağlara çıktı. Uzun süre yakalanamayan Eyüp, bu süreçte sevdiği kızla evlenmek istedi.

Ancak kızın ailesinin haber vermesi üzerine 1901 yılının sonbaharında kaldığı ev, jandarma ve “Kör Arap” lakaplı İsmail Çavuş tarafından basıldı.

Henüz 19 yaşında olan Kerimoğlu Eyüp, baskın sırasında vurularak hayatını kaybetti.

Eyüp’ün ölümünün ardından yöre halkı tarafından yakılan türkü, zaman içerisinde Muğla’nın en bilinen zeybeklerinden Kerimoğlu Türküsü ve Kerimoğlu Zeybeği’ne dönüştü.

Kerimoğlu Eyüp’ün hayatını kaybettiği ev, aradan geçen 125 yıla rağmen taşıdığı tarihi doku ve hüzünlü hikayeyle Muğla’nın zeybek kültürünü gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyor.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir