VALİ YUNUS SEZER DOKUNDU, KADİM BİR ŞEHRİN HAFIZASI YENİDEN NEFES ALDI
Evliya Çelebi’nin “serhadde konmuş bir cennet şehir” olarak tarif ettiği Edirne’de kültürel miras yeniden ayağa kalkıyor. Yıllarca toprağın altında kalan Gazi Mihal Bey Hamamı, yürütülen kazı ve ihya çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılırken; şehir genelinde tarihî eserleri görünür kılan çalışmalar güçlü bir restorasyon iradesini ortaya koyuyor.
Bu şehir, kendisine gerçekten dokunanı tanır.Edirne’de bugün yaşanan dönüşüm; yalnızca taşın, toprağın ya da bir yapının ihyası değil, yıllardır ihmal edilmiş bir medeniyet hafızasının yeniden ayağa kaldırılmasıdır. Bu dönüşüm, masa başında değil; sahada, kararlılıkla ve sorumluluk bilinciyle yürütülen bir iradenin eseridir.
Edirne… İstanbul’dan önce Osmanlı’nın kalbidir. Osmanlı’ya 93 yıl boyunca başkentlik yapmış, “açık hava müzesi” niteliğiyle dünyada öne çıkan nadir şehirlerden biridir. Ne var ki acı bir gerçek vardır: Bu zengin miras, uzun yıllar boyunca ihmal edilmiş; kimi eserler toprağın altında kalmış, kimileri ise göz göre göre yok sayılmıştır.
Ta ki Sayın Yunus Sezer göreve gelene kadar…
İşte o tarihten sonra Edirne, sahiplenen bir iradeyle; adeta yeniden ayağa kalkmaya, tarih sahnesindeki yerini hatırlamaya başlamıştır.
GÖRMEZDEN GELİNEBİLİRDİ, AMA SAHİPLENİLDİ
Bugün Edirne’ye Kapıkule’den girerken sağ tarafta yer alan Gazi Mihal Bey Hamamı, bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biridir. Yıllarca toprağın altında kalan; zaman zaman uygunsuz kullanımlara maruz kalan ve adeta kaderine terk edilen bu Osmanlı eseri, açıkça söylemek gerekirse görmezden gelinebilirdi. Ama öyle olmadı.
Sayın Valimiz Yunus Sezer, Edirne’yi bir görev yeri olarak değil; emanet bir şehir olarak gördü. Sadece bu hamam için değil, Edirne’nin dört bir yanında unutulmuş tarihî yapılar için kararlılıkla ve ısrarla harekete geçti. Bu yaklaşım sıradan bir idarecilik değil; vizyon, cesaret ve tarih şuuru meselesidir.
Gerçek şu ki; Edirne tarihinde bugüne kadar hiçbir valinin bu ölçekte gerçekleştiremediği ihya çalışmaları, güçlü bir irade ve kararlılıkla hayata geçirilmeye başlanmıştır.


DEVLET AKLI SAHADA
Bu büyük dönüşüm, güçlü bir devlet iradesinin sahadaki yansımasıdır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kültürel mirasa verdiği önem, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’un destekleri ve sahada bu iradeyi kararlılıkla uygulayan bir vali…
Edirne’de bugün ortaya çıkan tablo, işte bu bütüncül devlet aklının ürünüdür.Gazi Mihal Bey Hamamı’nda yürütülen kazı ve ihya çalışmaları yalnızca bir yapıyı ayağa kaldırmıyor; aynı zamanda zihniyetin değiştiğini de ilan ediyor. Yıllarca farkına varamadıklarımızı, göremediklerimizi bugün daha net görmeye başlıyoruz.


EDİRNE’NİN HER KÖŞESİNDE AYNI HASSASİYET
Bugün Edirne’de hangi tarihî esere bakılsa, hangi sokağa ya da meydana dönülse aynı hassasiyeti görmek mümkündür. Bu durum bir tesadüf değil; istikrarlı, bilinçli ve sahaya yansıyan bir yönetim anlayışının doğal sonucudur.
Sayın Valimiz Yunus Sezer, Edirne’nin tarihî kimliğini yalnızca korumakla yetinmemiş; onu yeniden görünür kılmış, şehrin hafızasını adım adım ayağa kaldırmıştır. Bu sebeple Gazi Mihal Bey Hamamı konuşulurken meseleyi tek bir yapı üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Asıl mesele şudur: Edirne, uzun yıllar sonra ilk kez bu ölçekte, bu bütünlükte ve bu kararlılıkla sahiplenilmiştir.
Edirne; Osmanlı’ya uzun yıllar başkentlik yapmış, Türkiye’nin en batısında yer alan stratejik bir serhat şehridir. Yurt dışından gelen misafirlerin büyük bir bölümü Türkiye’ye girişte ya da çıkışta Edirne’den geçmektedir. İşte bu eşik, Edirne’nin tarihî kimliğinin görünür olduğu en kritik andır.
Bu bilinçle yürütülen çalışmalar, Edirne’yi yalnızca daha görünür kılmakla kalmamakta; aynı zamanda şehri daha düzenli, daha temiz ve Avrupa standartlarına yaklaşan bir vitrin hâline getirmektedir. Ortaya çıkarılan her tarihî eser, Edirne’nin uluslararası algısını güçlendiren birer kültür kapısıdır.


BİR ŞEHRİ AYAĞA KALDIRMAK: MAZİYE VEFA, ATİYE SORUMLULUK
Tarihî eserleri ayağa kaldırmak yalnızca yapıları onarmak değildir. Bu; maziye gösterilen vefanın, atiye taşınan sorumluluğun en somut hâlidir. Bugün Edirne’de yürütülen çalışmalar, geçmişle gelecek arasında kurulan güçlü bir medeniyet köprüsünü temsil etmektedir.
Uzun yıllar toprağın altında kalan nadide eserler, Sayın Valimiz Yunus Sezer’in öncülüğünde Edirne Valiliği koordinesinde adeta küllerinden yeniden doğmaktadır. Bunun sahadaki en net karşılığı ise Gazi Mihal Bey Hamamı olmuştur.
‘’Hüner,bir şehri mamur etmektir’’
Fatih Sultan Mehmet


GAZİ MİHAL BEY HAMAMI: TOPRAĞIN ALTINDAN ÇIKAN BİR OSMANLI HAFIZASI
Gazi Mihal Bey Camii, imareti ve köprüsüyle birlikte bir külliyenin parçası olan Gazi Mihal Bey Hamamı; Osmanlı şehir hayatında yalnızca bir temizlik mekânı değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve mimari bir merkezdir.
Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde bu hamamdan “gayet büyük” olarak bahseder. Osman Nuri Peremeci ise yapının çifte hamam planlı olduğunu ve 1829 Rus işgali sonrasında kapandığını ifade eder.
Kesme taş ve tuğla örgülü beden duvarları, mermer kurna ve zeminleri, dilimli ve mukarnas dolgulu kubbeleriyle yapı, Osmanlı mimarisinin seçkin örnekleri arasında yer almaktadır.
Uzun yıllar ihmal edilen bu eser, bugün kültürel mirası bir yük değil emanet olarak gören bir anlayış sayesinde yeniden gün yüzüne çıkmaktadır.


MAZİDEN ATİYE: 18 YILLIK BİR ŞAHİTLİK
Bu satırların yazarı olarak şunu samimiyetle ifade etmek isterim:
Kubbelerinde ve minarelerinde yaklaşık 18 yıldır Edirne’nin tanıtımı için İstanbul–Edirne arasında ayda defalarca yollara revan oldum; bugün de aynı heyecan ve sorumlulukla bu yolculuğu sürdürmeye devam ediyorum.
Edirne’nin kubbelerinde ve minarelerinde tarihine şahitlik ederken; Osmanlı’nın bu topraklara vurduğu ilk mühür olan Üç Şerefeli Camii’yi, bu medeniyetin zirve mührü Selimiye Camii’ni her defasında yeniden idrak ettim.
Bizlerin bu gönüllü çabası, Sayın Valimiz Yunus Sezer’in Edirne’ye gösterdiği kararlı ve samimi sahiplenmeyle birleşince çok daha güçlü bir sinerji ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Edirne’ye dair her adım, benim için yalnızca bir çalışma değil; bir şahitlik ve bir gönül borcu olmuştur.


VEFA VE TEŞEKKÜR: MAZİDEN ATİYE BİR MEDENİYET BORCU
Edirne’nin köklü tarihini yeniden ayağa kaldıran bu büyük dönüşüm, yalnızca bir restorasyon faaliyeti değil; maziden atiye uzanan bir medeniyet yürüyüşüdür. Bu yürüyüş, geçmişin emanetini geleceğin sorumluluğuyla buluşturan güçlü bir iradenin eseridir.
Kültürel mirasa sahip çıkma iradesini en üst düzeyde ortaya koyan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a; kadim payitaht Edirne’nin her taşını bir emanet bilerek sahada büyük bir özveriyle çalışan Valimiz Sayın Yunus Sezer’e teşekkür etmeyi bir vefa borcu biliyoruz.
Maziden atiye uzanan bu kutlu yolculukta; Edirne için geçmişten bugüne, en küçük bir taşın üzerine dahi taş koyan herkese gönül borçluyuz. Edirne, maziden atiye uzanan bu büyük iradeyle geçmişine yaslanarak geleceğini inşa etmeye kararlılıkla yürümektedir.
Bu anlayışla ihya edilen eser,milletimizin hafızasında ebediyen yaşayacaktır.’’Biz bu eserleri,yalnız kendi devrimiz için değil;gelecek asırlar için inşa ettik’’
Mimar Sinan