Mısır’ın başkenti Kahire’de yer alan Mit Rahina bölgesi, ev sahipliği yaptığı 2. Ramses heykeli başta olmak üzere Büyük İskender’den hiyeroglif yazısının çözülmesini sağlayan Reşit Taşı’na kadar uzanan tarihiyle ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunuyor.
“Birleşik Mısır’ın ilk başkenti” Memfis kentinin kalıntıları üzerine kurulan ve Giza’nın güneyinde yer alan Mit Rahina bölgesi, efsanelerle harmanlanmış bir tarihe ev sahipliği yapıyor.
Bölgedeki açık hava müzesi, Firavun dönemine ait en belirgin kanıtlardan II. Ramses heykeli başta olmak üzere, eski tapınakları ve onlarca nadir eseri ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.
Yeni keşiflerin devam ettiği tarihi bölge, Eski Mısırlıların dini ve günlük hayatlarına dair kesitleri gözler önüne seriyor.
Tarihi eser uzmanları bölgenin, Mısır’ın kültür haritasında güçlü bir konuma sahip olması amacıyla Giza Piramitleri, Sakkara ve Menf kentlerini kapsayan bütüncül bir turizm destinasyona dönüştürülmesi çağrısında bulunuyor. Bölge, tarihi hazineleri barındıran dokusuyla tam bir açık hava müzesi olarak değerlendiriliyor.

FİRAVUNLARIN GİZEMLERİ
Açık hava müzesi; Kral II. Ramses döneminden kalma “Büyük Ptah Tapınağı’nın Batı Kapısı”, 19. Hanedanlık döneminden kalma Hathor Tapınağı ve 26. Hanedanlık döneminden (MÖ 664 – 526) kalma “Apis” boğasına ait mumyalama tapınağı gibi birçok kalıntıyı barındıran “Mit Rahina” arkeolojik bölgesinin en büyüleyici noktalarından birini oluşturuyor.
Müzenin çekirdeği kabul edilen ve Antik Mısır’ın en ünlü kralı II. Ramses’e (yaklaşık MÖ 1279-1213) ait olan devasa heykel, tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Heykel, Antik Mısır’daki Firavun heykellerinin genelinde olduğu gibi ayakta değil, sırtüstü yatar vaziyette sergileniyor.
Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı Başarkeoloğu Dr. Mecdi Şakir, yaptığı açıklamada, Mit Rahina kentinin, Mısır’da MÖ 3100’de kurulduğu belirtilen ilk antik başkent Menf’e (Mehfis) ev sahipliği yaptığını söyledi.

Bölgenin eski Mısırlıların yaşadıkları ve günlük işlerini yürüttükleri hayata dair bir bölümü temsil ettiğini aktaran Şakir, Sakkara bölgesinin ise Mısırlılar için ölüm, mezar ve ibadet ritüelleriyle ilgili “ölüm sonrası alana” ait bir bölge olduğunu belirtti.
“Firavunlardan Kral Mina tarafından kurulan kent, tarihi olarak ‘Beyaz Duvar’ adıyla bilinmesine rağmen daha sonra Memfis ve ardından Menf adını aldı. Peşinden gelen çağlarda başkent olarak başka bölgeler tercih edilmiş olsa da Menf kenti siyasi ve tarihi önemini her zaman korumayı başardı.” diyen Şakir, Menf kenti kalıntılarının Giza vilayetinin Bedraşin kentine bağlı Mit Rahina beldesinde hâlâ varlığını sürdürdüğünü vurguladı.
Şehrin tarih boyunca taşıdığı önemi gösteren iki belirgin olayı aktaran arkeolog Şakir, bunlardan ilkini, “MÖ 336-323 yılları arasında Mısır’a hâkim olan Büyük İskender, ülkeye geldiğinde başka hiçbir yere uğramadan doğrudan Memfis’e geldi.” ifadeleriyle dile getirdi.
Şakir, Büyük İskender’in rahiplere hitap ederek kendisinin buraya bir işgalci olarak değil, “Tanrı Amon’un bir oğlu olarak” geldiğini vurguladığını söyledi.
Kentin önemini artıran ikinci olayın ise hiyeroglif yazısının çözülmesini sağlayan Reşit Taşı’nın Memfisli rahipler tarafından yazılması olduğunun altını çizen Şakir, konuya ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Fransızların Mısır’ı işgali sırasında Champollion tarafından şifreleri çözülen Reşit Taşı (Rosetta Stone); üstte hiyeroglif yazısı, ortada demotik metin ve altta Antik Yunanca olmak üzere aynı konunun üç farklı dilde işlendiği bir eser olarak antik dönemin aydınlatılmasına büyük katkı sağladı.”

EN BELİRGİN TARİHİ PARÇALAR
Mit Rahina’da çok önemli ve nadide eserlerin yer aldığını belirten Şakir, bunların en dikkati çekenlerinin ise 1820’de İtalyan Giovanni Battista Caviglia tarafından keşfedilen iki adet II. Ramses heykeli olduğunu ifade etti.
Şakir, heykellerden birinin Kahire’nin merkezindeki Ramses Meydanı’ndan alınarak şu anki yeri olan Büyük Mısır Müzesi’ne taşındığını, diğerinin ise Mit Rahina’da sırtüstü yatar vaziyette asıl yerinde bırakıldığını kaydetti.
Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın (1805-1848) yatan heykeli İngiltere’ye hediye etmeyi teklif ettiğini aktaran Şakir, ancak İngiltere’nin devasa boyut ve yüksek taşıma maliyeti nedeniyle heykeli almaktan vazgeçtiğini söyledi.

AÇIK HAVA MÜZESİ
Mısır’daki müzeleri temelde iki sınıfa ayıran Şakir; ilk türün ünlü Tahrir Meydanı’ndaki Mısır Müzesi, İslam Sanatları Müzesi, Kıpti Müzesi ve Greko-Romen Müzesi gibi her dönemden ve bölgeden eserlerin bulunduğu “ulusal müzeler”, ikinci türün ise Tanta, Kefr eş-Şeyh, Suhac ve Şarm el-Şeyh kentlerinde olduğu gibi “bölgesel müzeler” olduğunu kaydetti.
Bunların dışında bir de üçüncü türün olduğuna ve Mit Rahina gibi “sit alanı müzelerinin” varlığına işaret eden Şakir, bu müzelerin çevresinde bulunan eserleri korumak amacıyla doğrudan arkeolojik alanın üzerine kurulduğunu ifade etti.
Mit Rahina Açık Hava Müzesi’nin bu son kategoriye girdiğini aktaran Şakir, müzede aynı bölgede gün yüzüne çıkarılan 60’tan fazla nadide eserin sergilendiğini dile getirdi.
Şakir, açık hava müzesi konseptinin bu açıdan oldukça zengin olan Mısır’daki diğer bölgelerde de yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.

Mit Rahina bölgesi çevresinde daha fazla tanıtıma ihtiyaç duyan çok önemli tarihi eserlerin bulunduğunu belirten Mısırlı arkeolog, bunlar arasında en dikkati çekenin, taş mumyalama yatakları ve sedirleriyle “büyüleyici bir mühendislik harikası” olan Apis Boğası Mumyalama Tapınağı olduğunu vurguladı.
Bölgede çalışma yürüten Çinli arkeoloji heyetinin önemli keşiflere imza attığını belirten Şakir, heyetin kireçtaşından inşa edilmiş bir tapınak ve devasa bir yapı ortaya çıkardığını kaydetti. Şakir, söz konusu keşiflerle bölgenin altında hâlâ saklı çok sayıda eser ve gizem bulunduğunun ortaya çıktığını dile getirdi.
Mit Rahina kalıntılarının Mısır’ın ve dünyanın en önemli kültürel mirasını taşıyan alanlardan biri olduğunun altını çizen Şakir, turistlerin açık hava müzesinde sadece bir saat geçirmesi yerine, mumyalama tapınağı ve çevre alanları da ziyaret edebilmesi, ardından Sakkara’ya geçerek Mısır tarihinin başka bir yüzünü görmesi ve turunu Giza Piramitleri ile Sfenks’te tamamlaması için bölgenin kapsamlı bir turistik güzergaha dönüştürülmesi önerisinde bulundu.
Kaynak: AA