İstanbul'un kalbinde asırlara meydan okuyan eser: Bozdoğan Kemeri

İstanbul’un kalbinde asırlara meydan okuyan eser: Bozdoğan Kemeri

Romalıların İstanbul’a bıraktığı simge izlerden biri olan Bozdoğan Kemeri, görkemli mimarisiyle mega kentin kalbinde yükselmeye devam ediyor. 4. yüzyılın sonlarında şehrin su ihtiyacını karşılamak için inşa edilen yapı, günümüzde her gün binlerce araca geçit veriyor.

Tarihte saraylara su taşıyan ve şiddetli depremlere direnip günümüze ulaşan Bozdoğan Kemeri; Fatih ile Beyazıt arasında yürütülen arkeolojik restorasyon çalışmalarıyla İstanbul’un görkemli geçmişini yaşatıyor. Yapıldığı dönemde 1 kilometre uzunluğunda olan ve 800 metrelik bölümü günümüze ulaşan yapı, Bizans ve Osmanlı devirlerindeki hayati rolünün yanı sıra kazılarda ortaya çıkarılan sikkeler, amforalar ve tarihi sütunlarla şehrin tarihine ışık tutuyor.

İstanbul'un kalbinde asırlara meydan okuyan eser: Bozdoğan Kemeri

BİZANS VE TOPKAPI SARAYI’NA SU TAŞIYORDU

Bozdoğan Kemeri, M.S. 378 yılında Belgrad Ormanı ve civarındaki su kaynaklarını İstanbul’a ulaştırmak amacıyla inşa edilen su kanallarının bir bölümünü oluşturur. Günümüzde Fatih’ten Unkapanı yönüne ilerlerken altından geçtiğimiz kemer, İstanbul’un fethinden sonra Eski Saray ve Topkapı Sarayı’na su taşımak için kullanılmıştır. İki katlı kemer dizisinden oluşan köprü, Cumhuriyet döneminde ve günümüzde dönem dönem restorasyon geçirmeye devam etmektedir.

YEDİ TEPE ÜZERİNDE BİR PIRLANTA

Kemer, şehrin üçüncü ve dördüncü tepeleri olan Fatih ile Beyazıt arasındaki çukur alanda uzanır. Dışarıdan gelen suyun Beyazıt’taki başhavuza akmasını sağlayan yapının ilk inşa tarihi kesin değildir. Roma İmparatoru Hadrianus zamanında (123 yılına doğru) İstanbul’da bazı su tesislerinin yapıldığı bilinmekle birlikte, Bozdoğan Kemeri’nin bunlarla olan bağlantısı net değildir. Şehrin I. Konstantinos tarafından 300’ü yıllarda yeniden kurulmasının ardından tesisler yenilenmiştir. Kemerin genel olarak İmparator Valens (364-378) tarafından yaptırıldığı kabul edilir; bu nedenle Valens Su Kemeri adıyla da anılır. İspanyol elçisi Don Ruy Gonzâles de Clavijo’nun 1403 tarihli seyahatnamesinde, Bizans’ın son yıllarında kemerin çevresindeki bağ ve bahçelerin sulanmasında kullanıldığı aktarılır.

FETİH SONRASINDA KORUMA ALTINA ALINDI

İstanbul’un fethinden sonra şehrin su sıkıntısı çektiğini gören Fâtih Sultan Mehmed, su şebekesini hızla ihya etmiş ve Bozdoğan Kemeri’ni tekrar devreye sokmuştur. II. Bayezid (1481-1512) ve Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) dönemlerinde inşa edilen yeni su tesislerinde (Halkalı Suyu) de kemerden yararlanılmıştır.

İstanbul'un kalbinde asırlara meydan okuyan eser: Bozdoğan Kemeri

1509 DEPREMİ VE “BOZDOĞAN” ADININ KAYNAĞI

Kemerin bir bölümünün, “kıyamet-i suğra” (küçük kıyamet) olarak bilinen 1509 İstanbul depreminde yıkıldığı 1607 tarihli bir su yolu haritasından anlaşılmaktadır. Haritada “Bozulgan Kemer” olarak geçen adın, yaşanan bu yıkımla ilgili olduğu ve zamanla “Bozdoğan Kemeri” biçimine dönüştüğü düşünülmektedir. Yıkım sonrası Şehzadebaşı Vefa bölgesinde biriken su, bir süre “Büyük Batak” olarak anılan bir gölcük oluşturmuştur. Süleymaniye su yolu inşa edildiğinde (1556-1557) Kırkçeşme sularının şehre ulaştırılmasını sağlayan kemer, özellikle Sarây-ı Âmire’nin (Topkapı Sarayı) su ihtiyacını karşılamıştır.

KEMER HEYBETİYLE GÖRÜNSÜN DİYE ALTINDAN GEÇTİ

İkinci Dünya Savaşı öncesinde İstanbul’un Nazım Planı’nı hazırlayan Henri Prost, Galata ve Beyoğlu’nu şehre bağlayan Atatürk Bulvarı’nı planlarken Bozdoğan Kemeri’nin heybetini vurgulamak amacıyla caddeyi kemerin altından geçirmiştir. Günümüzdeki haliyle kemerin her iki ucunda ve doğu bölümünde eksik parçalar bulunur; Fatih tarafındaki ucundan 50 metrelik bir kısmın yakın tarihlerde kaybolduğu bilinmektedir. Mevcut gözlerden Fatih tarafındaki 1’den 40’a ve 46’dan 51’e kadar olanlar Roma Dönemi yapısıdır. 52-56. Gözler Kanuni Sultan Süleyman, 41-45. Gözler ise II. Mustafa döneminde tamir edilmiştir. Şehzade Camii ile Delikanlı Sokağı arasındaki bölümden ise toprak üstünde bir iz kalmamıştır.

İstanbul'un kalbinde asırlara meydan okuyan eser: Bozdoğan Kemeri

RESTORASYONDA GÜN YÜZÜNE ÇIKAN ESERLER

Yakın dönemde başlatılan ve uzman arkeologlar eşliğinde yürütülen bilimsel restorasyon çalışmalarında önemli bulgulara ulaşıldı: Fatih Dönemi: Mühürler ve döneme ait sikkeler. Günlük Kullanım Eşyaları: Gözyaşı şişeleri, “kandil” adı verilen yağdanlıklar ve bir adet amfora. Mimari Parçalar: Yaklaşık 6 adet tarihi sütun. Sivil mimarinin ve mühendisliğin bu eşsiz örneği, yürütülen hassas koruma çalışmalarıyla İstanbul’un kalbinde yükselmeyi sürdürüyor.

Kaynak: Milat Gazetesi / Fahri Sarrafoğlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir