Kadıköy İskele Camii’nin tarihi: Yalı camisinden günümüze uzanan yolculuk

Kadıköy’ün İskele Camii, tarihi geçmişi ve bölgenin gelişimine katkısıyla İstanbul’un önemli padişah eserleri arasında bulunuyor. Osmanlı Sultanı 3. Mustafa tarafından 1761 yılında deniz kenarında inşa edilen cami, Osmanlı’nın son döneminde Kadıköy sahilinde gerçekleştirilen dolgu çalışmaları sonucu yalı cami özelliğini kaybetti.

KADIKÖY’ÜN YERLEŞİM SÜRECİNDE ÖNEMLİ ROL OYNADI

Mimari açıdan kare planlı ve merkezi kubbeli bir yapıya sahip olan cami, 1853 yılında meydana gelen yangında büyük ölçüde tahrip oldu ve Sultan Abdülmecid döneminde 1858 yılında kapsamlı onarım geçirerek yeniden inşa edildi.

“Sultan III. Mustafa İskele Camii” olarak da bilinen bugünkü yapı, ilk inşa edildiği 18. yüzyıl karakterinden ziyade 19. yüzyıldaki yenilemenin izlerini taşıyor.

Cami, ibadet mekanı olmanın ötesinde Kadıköy’ün yerleşim sürecinde de önemli rol oynadı. Bölgede daha önce Osman Ağa Camii bulunsa da sultani nitelikte bir yapının burada inşa edilmesi, semtin gelişiminde ve nüfus hareketliliğinde etkili oldu.

Bugün Kadıköy’deki önemli tarihi yapılardan biri olan İskele Camii, konumu ve mimari özellikleriyle İstanbul’un dikkati çeken sahil camileri arasında yer alıyor.

“KADIKÖY’ÜN TARİHSEL GELİŞİMİ AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR YAPI”

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü, Türk ve İslam Sanatı Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Kubilay Arpacı, Kadıköy’ün tarihsel gelişimi açısından İskele Camisi’nin önemli bir yapı olduğunu söyledi.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü, Türk ve İslam Sanatı Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Kubilay Arpacı

Arpacı, bu camiyi yaptıran Sultan 3. Mustafa’nın, Laleli ve Ayazma camilerini de inşa ettirdiğini, ayrıca depremde büyük zarar gören Fatih Camisi’ni yeniden yaptırdığını ancak hiçbir esere ismini vermediğini belirtti.

Kadıköy İskele Camisi’nin tek kubbeli ve mütevazı bir mimariye sahip olduğunu ifade eden Arpacı, Sultan Abdülmecid döneminde yangında zarar gördükten sonra geniş onarım geçiren caminin mimarisi, cephe düzenlemeleri ve kütlesel görünümünün büyük oranda yenilendiğini kaydetti.

Arpacı, caminin girişindeki tamir kitabesinin dönemin önemli hattatlarından Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye ait olduğunu, üst bölümdeki Sultan Abdülmecid tuğrasının da Abdülfettah Efendi tarafından çekildiğini anlattı.

Kadıköy sahilindeki dolgu faaliyetlerinin de yapının kimliğini değiştirdiğine işaret eden Arpacı, iç mekanda özgün süslemelerin sınırlı olduğunu, kubbedeki kalem işlerinde ise barok üslubun öne çıktığını ifade etti.

Arpacı, “Yapı, İskele Camisi ancak günümüzde bu iskeleyle ilgili herhangi bir iz göremiyoruz. Çünkü burası Osmanlı döneminde büyük ölçüde doldurulmuş. Yapıdan şu an denize baktığımız zaman denizi göremiyoruz. Kuvvetle muhtemel Sultan 3. Mustafa döneminde caminin özgün halinde burası bir yalı camisi hüviyetindeydi. Hadikatü’l-cevami’de hafız Hüseyin Ayvansarayi, bu camiye ait bir sıbyan mektebinden de bahseder ancak maalesef bu mektep günümüze ulaşmamış.” dedi.

İskele Camisi’nin Kadıköy açısından önemine dikkati çeken Arpacı, “Buraya yakın bir konumda yer alan Osman Ağa Camisi 1614 tarihli. Burası 1761 tarihli. Yani İskele Camisi, Kadıköy’de inşa edilen bir sultani yapı ve Kadıköy’ün nüfus açısından şenlenmesi de bu İskele Camisi’nin inşasıyla birlikte başlamış. 18. yüzyılda cami inşa ediliyor, sonraki süreçte Kadıköy gayrimüslimlerin de yerleşmesiyle İstanbul’un önemli cazibe merkezlerinden biri haline gelecek.” diye konuştu.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir